KPDS SORULARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
ÖZEL GÜVENLİK SINAVI GİRİŞ YERİ
KPSS ALAN SINAVI TESTLERİ
SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ
“Mesela (arka sıralarda oturan bir öğrenciye hitaben, ismini kullanmanın yanlış olacağı kanısındayım) arkadaşınız ilerde çok başarılı ve çok karizmatik bir insan olarak karşınıza çıkabilir” dedim. Çocuk başını hafif öne eğmiş bir şekilde “Ben eşek bile olamam” cevabını verdi. Sınıfın tamamı aynı görüşte evet öğretmenim “eşek bile olamaz” diye onayladılar. Yanımdaki öğretmen arkadaşım söze karışıyor “Çocuğum, doğru söyle bugüne kadar öğretmenin hariç sana eşek dışında bir şey olabilirsin diyen oldu mu hiç”. Çocuk umursamaz tavrını devam ettirerek “Eşek bile olamazsın diyorlar” diye karşılık verdi.
Diyalog, bir sınıfla birlikte yaptığımız grup rehberliğinde ortaya çıkıyor. Ne demiştim? “Bizim en büyük sorunumuz, kendimizi küçük görmektir” diye başlamıştım. Sonra da bir öğrenciyi örnek vermiştim ve onun sonrasında yukarıdaki diyalog ortaya çıkmıştı.
Ayaklarına önce kalın zincirler sonrada ip bağlanan sirklerdeki fil yavruları gibi öğrenilmiş çaresizlik içinde büyüyoruz ne yazık ki. Bebekliğimizden başlayan ve maalesef davranışa değil kişiliği yönelik yaralayıcı ithamlar çaresizliğe itiyor ve bir süre sonra kişiliğimizin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.
Evet kendimizi küçük görüyoruz. Çünkü bize böyle öğretildi. “Sen adam olmazsın” dediler. “Doğrudur ben adam olmam, olamam, sen öyle diyorsan öyledir, sen adam olamazsın diyorsan ben adam olamam” dedik. “Sen eşek bile olamazsın” dediler. “Evet ben sana güveniyorum, eşek bile olamazsın diyorsan olamam” dedik. Çünkü ben kendime güvenmiyorum sana, ona, diğerlerine daha çok güveniyorum, böylece daha rahat bir hayat yaşıyorum, bir sorun yaşarsam hemen suçlusunu buluyorum, kendi vicdanımla hiç boğuşmadan başkalarını cezalandırıyorum” diye düşündük.
İşin ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Bu işin en ilginç tarafı ailemizden başlayan, bu çaresiz bırakılmışlık, sokakta devam ediyor ve geliyoruz bunu değiştirecek bir umut okula. Değişiyor mu? Cevap veriyorum “Hayır” değişmiyor. Yukarıda sözünü ettiğim diyalog sekizinci sınıf öğrencisi. Ve filmin en acıklı sahnesi okulda çekiliyor. Öğretmen, öğrenciye “sen eşek bile olamazsın” ağzıyla hitap etmeye devam ediyor.
Çocuğun şimdi hiçbir hayali yok, okula ayak bastığında belki de eşekten daha üstün bir şey bekliyordu, belki de sekiz yıl bekledi ama durum değişmedi. Onun en büyük umudu öğretmendi, onun da umut olmadığını anladı. Şimdi mezun olacak ama hayatı boyunca bu zinciri ayaklarında hissedecek ve hiçbir zaman bir üst aşama için umutlanmayacak ve çaba göstermeyecek. Çocuk bilinçsiz bir aile ile başladığı çaresizliğe itilmiş hayat serüvenine öğretmen umudunu da yitirerek çaresizliğe itilmişliğin kurbanı olarak hayatını sürdürmeye çalışacak.
Ya da 6 ay gibi bir süre var önümüzde belki de çocuk aslında bir insan olarak çok şeyi değiştirebileceğinin farkına varıp, ileride İsmail Bey, Ahmet Bey, Ali Bey olacak. Bunu zaman gösterecek ne olacağını şimdiden tam olarak bilemem. Bildiğim bir şey var o da bundan sonra yukarıda saydığım isimler (isimler sembolik olarak kullanılmıştır) benim önceliğim olacaklar.
Sağlık, mutluluk ve başarı üçgeninde kalın…
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!