Tekdüze ve hep aynı şekilde devam eden hayatı içinde farklı olabilmeli insan… Çevresinde olup bitenlerin, yaşananların, kendinin farkında olabilmeli… Her nefeste yenilendiğini fark edebilmeli…
Fark ettikleri nispetinde hayatta farklı şeyler yapmalı… Farklılık katmalı hayata...
İnsan olmanın gereği farklılık… Bir makineden çıkma, basmakalıp olmak değil, hayatı özümseyerek, kendince yaşamak doğru olan…
Fark eden insan, düşünen insandır.
Fark eden insan, üreten, değişen, yenilenen insandır…
Fark eden insan, gayesi olan, ona ulaşmak için azimle çalışan insandır…
Fark eden insan, hayatına anlam kazandıran insandır…
Fark eden insan, etrafına bir şeyler verebilen insandır.
Farkındalıklarımızı artırabilmek dileğiyle…
ODANIN BİR ÖNCEKİ SAHİBİ (Hikâye)
Nisan sonunda bir gün, Orta Batı’nın tatsız bir kasabasının yegâne otelinde bir haftalığına bir oda tutmuştum. Bana ayrılan odanın yegâne penceresinin bir kömür deposuna nazır olduğunu fark edince, asabım bozuldu.
Derken, çiçekler gözüme ilişti. Pencerenin yanındaki masanın üzerinde, vazo içinde pembe sardunyalar vardı. Masanın üzerinde bulduğum bir kâğıtta şu sözlerle karşılaştım:
“Oraya bakacak yerde, bunlara bakın.” “Odanın bir önceki sahibi.”
Bu kâğıdı okuyunca, karanlık bir günde güneşin anîden parlamaya başlamasına benzer bir duygu içimi doldurdu.
Oldukça mutlu bir halde geçirdiğim o bir haftanın sonunda, sardunyaların yerine bir vazo dolusu karanfil bırakarak otelden çıktım.
O zamandan beri, ‘odanın bir önceki sahibi’nin inceliği sayesinde kaç kişinin hayatının aydınlandığını merak eder dururum.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!