
Bugünler de sokağa çıktığımda gözüme aslında hep farkındalığıyla yaşamamız gereken bir şey çarptı. Hem de öyle çarptı ki iki defa üç defa, üst üste. Bir otistik çocuk İstanbul’un en meşhur caddelerinden birinde; Bağdat Caddesinde köpek hareketleri yapıyor ve inanın köpekten de iyi havlıyordu. Evet, inanılması güç ama bu cüsseli, heybetli delikanlı bu duruma düşmüş o cüsseli hali, iki büklüm geliyordu insanların gözüne. Ona bakarken empati yapmamak elde değildi. Ya ben bu durumda olsaydım? İşte burada ki nüans farkı beni tüm gün düşündüren, hararetlendiren nokta oldu. Biraz daha devam ettiğimde yine aynı hastalıklı bir gencin dilendiğini, biraz daha ilerlediğimde ise beş altı yaşlarında bir çocuğun yüzü paslı, perişan bir halde dilendiğine şahit oldum. Tabi bazı okuyucular buraya kadar çok büyük bir şey değil bunlar zaten her gün şahit oluyoruz diyebilir, haklıdır da. Evet, şahit oluyoruz ama ne kadar duyarlıyız. Kaçımız yardım elini uzattı, kaçımız iletişime geçti? Kaçımız kendini onların yerine koydu? Kaçımız durumuna şükretti? Kaçımız ben de varım dedi? Kaçımız ya ben bu durumda ne yapardım dedi? İşte tüm mesele bu sorularda aslında…
Neden ben? Yukarıda anlattığım durumlarda olsak hemen hemen hepimiz neden ben? Diye isyan bayrağını çekerdi ve yahut bu durumu farklı şekilde kullanmaya çalışırdı. Aslında bu kısacık ömürde, eskiler der ya; üç günlük dünya, dün geçti bugünü yaşadık, yarın son diye… İşte böyle bir kısa ömürde yaşamayacağımız olaylar da değil hani. Kaç defa huzurevine gittik? Kaç defa özürlüler okulu gittik? Kaç defa çocuk esirgeme kurumuna gittik? Menfaat için, reklam için değil, onlar için gittik? Bu sorular aslında kahır verici, anlamsız sorular mı? Bu noktada düşünmek ve sonuca gitmek mantıklı olacaktır. Bazıları çok sosyalim diyor parantez içinde bu sosyalliği bir açıklasınlar bakalım sosyallik nedir?
Sonuç olarak ise aslında çevremizde olup bitenleri iyi süzmemiz, iyi tahlil etmemiz gerekir. Bunları yaparken de tabi ki doğru yorumlamamız ve kendi mekanizmamızı ona göre dizayn etmemiz gerekir.
Konsept dışında ki bu ilk yazımda herkesi saygıyla selamlarken, yakın zamanda vefat eden Rauf Denktaş ve Lefter Küçükandonyadis’i rahmetle anıyorum.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!